RUMELİ HİSARI
Antik Phoneus üzerine kurulu bir semt olan Rumeli Hisarı, adını Fatih Sultan Mehmet ‘in 1452 yılında yaptırdığı dev kaleden alır. Kalenin yerinde antik çağda bir Hermes tapınağı bulunduğu semt Hermion olarak da bilindiği yazılır.
2.Murat’ın ölümünden sonra Osmanlı tahtına çıkan 2.Mehmet (Fatih Sultan Mehmet, Ebu’l Feth Sultan Mehmet Han, Fatih-i Konstantiniyye), Bizans İmparatoru (Kayser-i Rum) Constantinus Dragases’den Rumeli Hisarı’nın yapımı için bir yer istedi. Hisar’ın inşaatı başlar başlamaz Anadolu Hisarı’nın da onarımına gidildi. Toplar önü Mevkii adı verilen yere ağır toplar yerleştirildi. 2.Mehmet’in amacı, Boğaz’ın kuzeyinden gelecek yardımların İstanbul’a ulaşmasını önlemekti. Anadolu ve Rumeli’den 2000 duvarcı, 4000 marangoz, 6000 işçi getirilerek 1452 ilkbaharında Rumeli Hisarı’nın yapımına başlandı.
Kimi kaynaklar, Sultan Mehmet’in de taş, tuğla ve kireç taşıyarak işçileri yüreklendirdiğini, bu çabaya Sadrazam Halil Paşa’nın Sarıca Paşa’nın ve Zağanos Paşa’nın da katıldığını yazarlar.
Rumeli Hisarı’nın yapımı yaz ortasında tamamlandı. İnşaat bittiği anda, 2.Mehmet büyük çaplı bir topun dökümüne başlanmasını buyurdu. Bu topun dökümünde Muslihiddin ve Orban adlı iki mühendis çalışıyordu. Kısa sürede dökülen top, Rumeli Hisarı’na yerleştirildi ve Boğaz’dan geçmeye çalışan bir Venedik gemisi ilk hedefi oldu. Hisarın duvarlarının kalınlığı 25 adım olarak hesaplanmıştı.
Hisar komutanlığına Firuz Ağa getirildi. Kaleye 400 yeniçeri yerleştirildi, namlu uzunluğu 8 metre, çevresi 12 karış olan ve 12 kantar (yaklaşık 600 kg) ağırlığında taş gülle atan bir tunç top yaptırıldı.
Böylece Boğaz’dan geçiş izin ve ücrete bağlandı. Savaş 6 Nisan 1453’de başladı. 11 Nisan ‘da topların yerleri değiştirildi. 18 Nisan’da Prens Adaları (İstanbul Adaları) ele geçirildi. 22 Nisan’da Osmanlı donanması karadan yürütülerek Haliç’e indirildi. 29 Mayıs 1453 tarihinde Bizans düştü. Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında, Megaralı Byzas’ın İ.Ö 667 yılında kurduğu Bizans 2120 yaşındaydı.
17.yüzyılda Rumeli Hisarı’nda 105 top bulunuyordu.
Evliya Çelebi “Kale-i Kadim”olarak nitelendirdiği Rumeli Hisarı’nın çevresinin 6000 adım olduğunu yazar...
Kuzeyden güneye 250 metre, doğudan batıya 125 metre olan Rumeli Hisarı’nın 5 kapısı vardır. Dağ Kapısı, Dizdar Kapısı, Hisarbeçe Kapısı, Sel Kapısı, İstihkâm Kapısı, Sarıca Paşa Kulesi, Halil Paşa Kulesine Zaganos Paşa Kulesi, 17 kulenin en büyükleridir.
Hisar’ın yapımında kullanılan kireç İstinye’den ve Çubukludan keresteler İzmit ve Karadeniz Ereğlisi’nden demirler Rumeli Kavağı ve Anadolu Kavağı’yla İstanbul Adaları’ndan getirilmiş, taşların arasına Kütahya’nın ve İznik ‘in çini ocaklarında pişirilen yassı tuğlalar yerleştirilmişti. Harcın, güçlü bir yapıştırıcı olan güvercin yumurtası akıyla karıldığı rivayet edilir.
1509 depreminde (“Kıyamet-i Sugra”, Küçük Kıyamet) ve 17.yüzyıldaki yangında hasar gören Rumeli Hisarı, afetlerin hemen ardından tamir edilmiş, 18. yüzyılda bakım ve onarım görmüş, 1953 yılında(İstanbul’un fethinin 500.yılı nedeniyle) baştan sona elden geçirilmiştir. Şeyh-ül İslam Molla Fenari Mescidi (15.yüzyıl) hisarın içindedir.
Değişik tarihsel belgelerde Kule-i Cedide, Yenice Hisar, Yeni Hisar, Güzel Hisar, Boğazkesen Hisarı olarak anılan Rumeli Hisarı’yla 1.Beyazıt’ın 1937 yılında yaptırdığı Anadolu Hisarı’nın arası 660 metredir. Boğaz’ın ender yerinde yaptırılan ve Klasik Osmanlı askeri mimarisinin sağlam örnekleri olan bu iki hisar, İstanbul’un fethinde önemli rol oynamıştır.
Boğaz’ın ender yerinde yaptırılan ve Klasik Osmanlı askeri mimarisinin sağlam örnekleri olan bu iki hisar, İstanbul’un fethinde önemli rol oynamıştır.
Rumeli Hisarı’nın en yüksel kulesinde Fatih Sultan Mehmet’in bir odası olduğu, Padişah’ın arada buraya gelerek Boğaz’a ve şehre kuşbaşı baktığı yazılır. Söylenceye göre, Rumeli Hisarı üstten bakıldığında küfi yazıyla “Mehmet”adının okunacağı şekilde inşa edilmiştir…
İstanbul’un fethinin 500.yılında (1953) Sarıca Paşa Kulesi müze haline getirilmiş, Osmanlı’dan günümüze gelen top, tüfek, kılıç, ok, yay, kalkan, miğfer, kandil, bayrak, savaş planları, kale anahtarları ve kilitleri burada sergilenmiştir. Kulenin duvarlarına 2.Mehmet’i Belgrat kuşatmasında ve At meydanı’nda tasvir eden iki minyatür konmuştur.
Tarihçi Herodotos’a göre (İ.Ö.5 yüzyıl),Pers İmparatoru Hystaspes oğlu 1.Dareios, İsa’dan önce 512 yılında Samoslu Mandrokles’in yaptığı Boğaz köprüsü’nden 700.000 askerinin geçişini bu tepelerden izlenmiştir. Kimi kaynaklara göre birbirlerine bağlı dev dubalar üzerinde duran Dareios Köprüsü, Boğaz’ın Asya ve Avrupa yakalarını birleştiren ilk geçittir.
Piyadeler, süvariler ve filler köprüden geçerken,1. Dareios’un Skythia seferine katılan ve 600 gemiden oluşan İon donanması Karadeniz’e doğru yol alıyordu. Rumeli Hisarı’nın bulunduğu tepenin doruklarındaki kayalardan oyulmuş tahta kurularak ordusunun geçişini izlemiştir.1. Dareios; bu nedenle bu tepeye bir demlerde Dareios Tahtı denirdi. Mimar Mandrokles bu geçişi ölümsüzleştiren bir tablo yaptırmış ve Samos’daki Hera tapınağına sunmuştur. 1. Dareios, İstanbul Boğazı'nın Karadeniz çıkışına Skythai seferi anısına iki mermer sütün diktirmiştir. Asur ve Yunan harfleriyle yazılı olan bu sütunlar, sonraları Artemis Sunağı’yla Dionysos Tapınağı’nın yapımında kullanılmıştır.
Yine İsa’dan önce 480 yılında, Pers İmparatoru Kserkses Çanakkale Boğazı üzerine bir köprü yaptırmış ve Atina ‘yı kuşatmak üzere yola çıkan ordularını buradan geçirmiştir. Köprü, antik Abydos( Nara Burnu) ve Sestos(Akbaş Burnu)kentleri arasında uzanıyordu. Polybios, Makedonyalı İskender’in İ.Ö 364 ‘de Çanakkale Boğazı’nı aynı noktadan geçtiğini yazar.
Boğaz’ın üzerinde “inşa” edilen başka bir ”köprü” daha vardır. Bizans imparatoru 1.Heraclius(7.yüzyıl),kayıkları Boğaz’ın iki yakası arasında yan yana dizdirerek birbirlerine bağlatmış ve at üstünde Asya yakasında Avrupa yakasına geçmiştir. Bu geçişin Rumeli Hisarı’nda noktalanmış olduğu söylenir.
2.Abdülhamit döneminde yine Rumeli Hisarı’yla Anadolu Hisarı arasında bir köprü düşünülmüştü. Tasarıya göre, Hamidiye Köprüsü çini ve yaldızla nakışlanmış kubbelerle süslenecek, toplarda donatılmış döner kulelerle korunacak ve fenerlerle aydınlanacaktı.
Yürüyerek, arabayla ya da trenle geçit vermesi planlanan köprü,2 Abdülhamit’in onay vermemesi nedeniyle yapılamamıştır. Aynı dönemde bir Tünel-Bahri (Deniz Tüneli) tasarımı gündeme gelmiş ama Sultan bu öneriye de sıcak bakmamıştır.
Osmanlı’da Derviş Durmuş Dede, Evliyalar ve Kayalar olarak da bilinirdi Rumeli Hisarı semti. 17.yüzyılda yaşayan Durmuş Dede ‘nin fırtınaları önceden bilen ve denizcilere yol gösteren bir ermiş olduğu söylenir.
Yine 17. yüzyılda Nişancı Sıdkı Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Kayalar (Kâtip) Mescidi’nin yerinde Bizans döneminde bir ayazma ve sarnıç bulunuyordu. Hacı Kemaleddin Camii(18.yüzyıl),Ali Pertev Camii(18.yüzyıl), Zeynep Hatun Çeşmesi(19.yüzyıl),Mısırlı Yusuf Paşa Konağı( 19.yüzyıl) Oduncubaşı Yalısı(19.yüzyıl)Başokçu Yalısı(19.yüzyıl)semtin diğer anıt yapıları olarak sayılabilir.
Aşiyan Müzesi (Tevfik Fikret Evi) semtin başlıca köşküdür. Son Halife Abdülmecit Efendi’nin “Sis” tablosu ve Abdülhak Hamid ‘in el yazıları bu müzededir. Yazılar Abdülhak Hamid’in eşi Lucienne Hanım tarafından armağan edilmiştir. Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak da bilinen Aşiyan ‘da Tevfik Fikret’in şiirleriyle fotoğrafları ve Musikişinas Macar Osman Paşa’nın kızı Şair Nigar Hanım’ın eserleri sergilenmektedir.
Evliya Çelebi gözüyle Rumeli Hisarı:
“Leb-Deryada dar yerde olup bağsız ve Bahçesiz kayalar üzerinde kat kat 1060 kadar hanedir. Üç Camii, 11 mescidi, yedi mektebi-i sınmanı, bir hamamı, 200 dükkânı, Durmuş Dede Tekkesi namında bir tekkesi yedi kadar Rum hanesi vardır. Ayan ve eşrafı yalı sahibi olup kış günleri İstanbul’da otururlar. Yahudisi yok, meyhane ve bozahanesi bulunmaz. Halkı Balıkçı, kale nefer atı, kayıkçı, şair esnaftır.
Dağlar üzerinde nazirsiz kiraz bağları vardır ki Hisar kirazı namı ile Rum, Arap ve Acem’de meşhurdur; diyar-ı Acem’de adına Gülnar-ı Rum derler, iki kiraz bir dövme riyal ağırlığında gelmiştir. Rumeli Hisarı’nın önünden akan şeytan akıntısı gayet şiddetli akar, göz kapayıp açınca bir gemiyi Kandilli Burnu’na kadar sürer götürür.”
Rumeli Hisarı’nın ünlü meyveleri. Kiraz, Vişne, Çilek, Üzüm.
Kaynak :
Jack Deleon (Boğaziçi Gezi Rehberi - Eylül 2003)










Doğatepe Cafe & Restaurant bir A R S L A N Turizm Kuruluşudur